II. Murad’ın TÜRKÇEYE HİZMETLERİ

Yılmaz KISA kisayilmaz@hotmail.com Sultan II. Murad altıncı Osmanlı padişahıdır. İki defa tahta çıkmıştır. Birincisi 1421-1444 tarihleri, ikincisi ise 1446-1451 tarihleri arasındadır. Çelebi Mehmed’in oğlu ve Fatih Sultan Mehmed’in babası olan Sultan Murad, eski Rumeli türkülerinin «Murad Efendimiz» diye andığı iki Murad’dan biridir. Diğeri de Kosova’da şehid olan Murad Hüdâvendigâr’dır. İkinci Murad, çok eser bıraktığı için Ebu’l-Hayrat diye anılmıştır. Osmanlı devlet […]

Continue reading »

RÖPORTAJ Prof. Dr. Cemal KURNAZ:

Antalya’nın Akseki kazasına bağlı Taşlıca Köyü’nde doğdu (1956). Aksu İlköğretmen Okulu’ndan mezun olarak Urfa’ya ilkokul öğretmeni olarak atandı (1974). Daha sonra Ankara Yüksek Öğretmen Okulu ve Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1979). Aynı üniversitede görev aldı. Mezuniyet tezi Ali Zelîlî-Niyâzü’l-Müznibîn (1979), yüksek lisans tezi Taşlıcalı Yahya Bey Dîvanı’nda Kozmik Unsurlar (1981), doktora tezi Hayâlî Bey Dîvanı’nın Tahlili […]

Continue reading »

ŞEMS’İN PEŞİNDE Farklı Veçheleriyle ŞAİR VE SAİR HALK

Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI tali@yuzaki.com Sanat erbabı ile halk münasebetleri her zaman bir bahis ve münakaşa mevzuu olmuştur. Şairler de bundan istisna tutulmaz. Şairlerin halktan kopuk oldukları, halkın dilini konuşmadıkları, onlara tepeden baktıkları iddia edilir. Bu düne mahsus değildir, bugün de entelektüellerin, münevverlerin fildişi kulelerde oturdukları, halktan uzak oldukları şikâyeti dile getirilir. Bu iddia ne kadar haklıdır? Konuya halk kelimesini tahlil […]

Continue reading »

EDEP, EDEBİYAT VE MİLLET

Dr. Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@yuzaki.com Edebiyat kelimesi, Arapça «edeb» kökünden türemiştir. «Edeb»in asıl mânâsı, «birini yemeğe davet etmek»tir. Nitekim bu kökten gelen «me’dübe» «düğün yemeği» anlamında ve «me’dûbe» de «şerefine yemek verilen gelin» anlamındadır.1 Cahiliye devrinde «Muallâka» adıyla meşhur olan ve altın suyuyla yazılarak Kâbe’ye asıldığı rivayet edilen yedi, diğer bir görüşe göre de on büyük kasîdenin şairinden biri olan Tarafa […]

Continue reading »

35. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız, Şiirsiz bir hayat düşünebilir misiniz? Elbette hayır. Şiir yakın tarihlere kadar hayata rengini veren ve hikmet mührünü vuran en mühim sanatlardan biriydi. Fakat her alanda olduğu gibi şiirde de öz değerlerine mankurtlaşan akımlar şiirin can damarlarını kestiler ve şiiri hayatiyetinden ve neticede hayattan kopardılar. Yine de, haşre kadar sönmeden elden ele gezecek olan hakikî şiir meş’alesi bugün de […]

Continue reading »

Manzûmeden Şiire…

Sadettin KAPLAN sadettinkaplan@gmail.com Manzûmeyi şiirleştirmek için, kimi mısraların özüne, özge bir anlam mızrabı ile dokunmak yeterli ola¬bilmektedir bazen… Şiirin türünü, sen¬taksını hiç de incitmeye gerek yoktur. Yeter ki, manzûmenin özünde gizlenen şiir közünü duygu ve düşünce meltemiy¬le biraz yelpazeleyelim. Güzel, ne güzel olmuşsun Görülmeyi görülmeyi… diye başlayan, birazı lirik, birazı didak¬tik, ama her bakımdan gönül telinden ve halkın dilinden süzülen […]

Continue reading »

Söz Muammâsı

İbrahim Hakkı UZUN Söz, muammâları çözmek için sarf edilir. Lâkin sarf edilen bu sözlerde göz ardı edilmemesi gereken üç temel esas vardır. Bun¬lar; sözü söyleyen kişinin durumu, sözü dinleyen kişinin durumu ve sözün bizâtihî kendisidir. Söz incisinin gönüllerde akis bulabilmesi ve yine söz şerbetinin hasta gönüllere şifa olup bir değer ifade edebilmesi için, onu sarf eden gönlün temiz ve nefsanî […]

Continue reading »

Hayalden Hayata…

H. Kübra ERGİN hkubraergin@hotmail.com Hayat… Mekâna döşenmiş varlıklarla zamana dizilmiş hâdiseler arasındaki, bitip tükenmeyen, çok fazla değiş¬meyen, ama hiçbir zaman da tekrarlanmayan ilişkiler bütünü… Şiir… Mısralara dizilmiş hayallerle, vezin ve kafiyelerde akan âhenk arasındaki, her dönemde başka, ama her zaman büyülü ve hiçbir zaman esrarı çözülemeyen kı¬pırtı… Hayat ve şiir… İç içe iki ayna… İkisi de rûhun çeşitli hâllere bürünmesine […]

Continue reading »

Mısralarla Konuşsak!

Ayla AĞABEGÜM Masalda pergelin bir ayağı gerçeğe basarken, di¬ğer ayağıyla belirsiz güzelliğe yükselir. Yahya Kemal’in dünyasında tarih, zaman, tabiat, ölüm, deniz, okyanuslar, çocukluğu, bütün semtleriyle İstan-bul, ölüm… duyguları bir dokunuşla gerçekle masal arasında gider-gelir. Sanatkârın, masallaştırdığı, şiirleş¬tirdiği dünyanın içine giren okuyucular, dinleyiciler de kendilerini yeni bir âlemin içinde bulurlar. Yahya Kemal «Açık Deniz» şiirine; Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum, Her lâhza […]

Continue reading »

34. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız, Tasavvuf, medeniyetimizin temel taşlarından. Dosta yapılan yolculuğun pusulası, Hak aşkının şifresi… Elbette bu şifrenin, bu sırların idraki zor… İfadesi ise neredeyse imkânsız… Fakat bütün bu zorluklar, yolun rehberleri elinde birer birer kolaylaşıyor. En sarp yokuşlar düze dönüyor o rehberlerle… Karanlık yolları Yesevî meş’aleleri aydınlatıyor. Fırtınalı boğazlarda Hüdâyî yolları açılıyor… Çünkü zorlukların içinde kolaylık, zahmetlerin içinde rahmetler gizli: Zorluğun […]

Continue reading »
1 114 115 116 117 118 123